Özel Dosya: Prostat Kanseri

Sağlık Konularımız
PROSTAT KANSERİ YAŞA BAĞLI OLARAK HER ERKEKTE VARDIR
Prostat kanseri erkeklerde en sık rastlanan kanser tipidir.  Yapılan çalışmalarda prostat kanserinin en fazla 55 yaş üzeri erkeklerde görüldüğü ve ortalama yaşının 72 olduğu bildirilmiştir. Başka nedenlerle vefat eden erkeklerin prostatlarında yapılan patolojik incelemeler, yaş ilerledikçe belirti vermese de  her erkekte prostat kanserinin olabileceğini ortaya koymuştur.

Prostat kanseri özellikle erken dönemlerinde çok sinsi bir hastalıktır, kişide kanserle birlikte prostat büyümesi ve buna bağlı şikayetler mevcut değilse kanserin kendisine özgü hiç belirtisi bulunmayabilir.  Ancak prostat kanserinde erken teşhis hayat kurtarır ve hayat kalitesinin yüksek olduğu tedavi alternatiflerini olası kılar. Gelişen teknoloji sayesinde küçük müdahaleler ve minimum yan etkilerle iyileşme sağlanabilmektedir.

Diğer kanser türleri gibi prostat kanseri de, vücuttaki normal hücre büyümesinin bozulması ve tümör adı verilen doku kitlesinin oluşması sonucu meydana gelir.   Tam olarak sebebi bilinmemekle birlikte yaş, ırk ve genetik faktörlerin prostat kanseri gelişiminde büyük rol oynadığı tespit edilmiştir. 

Prostat kanseri risk faktörleri
  • Diyet:Yüksek yağ içerikli diyet
  • Etnik köken:Zencilerde daha fazla
  • Ailede prostat kanseri olması
  • İleri yaş
BELİRTİLERİ
Prostat kanseri erken dönemde genellikle belirti vermez.  Erken dönemde olabilecek yakınmalar arasında özellikle geceleri sık idrara çıkma ihtiyacı, idrar yapmaya başlamada ve sonlandırmada güçlük,  idrar yapamama,  zayıf veya kesik kesik idrar yapma,  idrar sonunda yanma ve ağrı,  sırt,kalça ve/veya bacak ağrıları olabilir.   Burada önemli nokta bu şikayetlerin ciddi olmayan başka sağlık problemleri tarafından da meydana gelebilmesidir.  Bu yakınmalar kişinin mutlaka prostat kanseri olduğu anlamına gelmez.  Bu nedenle kişinin bir üroloji uzmanına görünmesi ve belirtilerin kaynağının araştırılması gerekir. Erken dönemde oluşabilecek olan bu belirtilerin aksine erken prostat kanseri ağrıya neden olmaz. Hastalarda ağrının oluşmasını beklememelidir.
 
ERKEN TEŞHİS HAYAT KURTARIR!
Prostat kanseri erken safhasında teşhis edilirse, doğru ve yerinde bir tedavi ile iyileşme şansı yüksek bir hastalıktır.  Kapsül dışına yayılmamış olan kanserin yok edilmesi mümkündür.  Bu nedenle, 45 yaşını aşan erkeklerin yılda bir kez prostat kontrolünden geçmesi çok büyük önem taşır.

PROSTAT KANSERİ NASIL BELİRLENİR?
Günümüzde doktorlar prostat kanserinin varlığını belirlemek üzere pek çok çeşit yöntem kullanmaktadır.
  1. Parmakla muayene:  Prostat kanserin belirlemede en sık kullanılan yöntem prostat muayene yöntemidir.  Prostatı inceleme için hekim parmakla muayene sayesinde prostatın normal büyümesi ile kanseri kolayca ayırt edebilir.
  2. PSA:  Sıklıkla kullanılan başka bir işlem bir PSA (prostata özgü antijen testi)  testidir.  Bu test vücutta prostata özgü antijen düzeylerini ölçer.  Prostat hastalığının en erken evrelerinde bile  hastanın PSA düzeyi artmaya başlar ve bu test ile belirlenebilir.Bu da hekimin,  hastada fizik muayene ile belirlenemeyecek değişiklikleri ortaya çıkarmasını sağlamaktadır.
  • İğne Biyopsisi: Rektal Sonografi eşliğinde iğne biyopsisi ile 15-20 ayrı bölgeden alınan prostat dokusu örnekleri mikroskobik olarak incelenerek dokunun kanserli olup olmadığı kesin olarak anlaşılmaktadır.
  • Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRI): Röntgen ışığının yerini çok kuvvetli manyetik alan ve radyo dalgaları kullanılarak yapılan bir testtir. 
  • Kemik Sintigrafisi:Kanserin kemiklerinize sıçrayıp sıçramadığını saptamaya yarayan tetkiktir.Bu tetkik sırasında damardan çok küçük miktarda radyoaktif madde kullanılır.
PROSTAT KANSERİNDE TEDAVİ ALTERNATİFLERİ
Prostat kanserinde birçok tedavi yöntemi mevcuttur.  Her hastanın ihtiyacına, hastalığının evresine ve durumuna göre bir tedavi planı oluşturulur.  Prostat kanserinin tedavisinde hastalığın yaygınlığına ve tümör hücrelerinin derecesine göre tedavi yöntemi belirlenir.  Bu süreçte önemli faktörler hastanın yaşı,  genel sağlık durumu ve  beklenen olası yaşam süresidir.  Kansere yakalanmış kişi  hastalığı, tedavi seçenekleri, tedavinin muhtemel yan etkileri konularında bilgilendirilerek,  verilecek kararlara aktif olarak katılmalıdır.
 
Prostat kanseri olan erkekler için çeşitli tedavi seçenekleri vardır.  Prostat kanserinin başlıca tedavi yöntemleri arasında cerrahi ameliyatlar, hormon terapileri ve dikkatli takip seçenekleri mevcuttur.

1.RADİKAL PROSTATEKTOMİ (Prostatın cerrahi olarak çıkartılması)
Prostat kanserinin erken evrelerinde sıkça kullanılan bir tedavi seçeneği olan radikal prostatektomi prostatın kapsülü ile birlikte cerrahi olarak çıkartılmasıdır. Bu tedavi yöntemini yüksek başarı oranı vardır.  Özellikle prostata sınırlı olduğu düşünülen (Evre T1 ve T2) tümörlerde,  hastanın beklenen yaşam süresi 10 yılın üzerinde ise iyi bir alternatiftir.  Ancak bu yöntemin bazı yan etkileri ve dezavantajları mevcuttur.

DEZAVANTAJLARI:
  • Cinsel fonksiyon kaybı yaratabilir.
  • İdrar kaçırma problemi yaratabilir.
  • Uzun süreli hastanede yatış gerektirir.
  • Yaşlı ve genel sağlık durumu uygun olmayan hastalarda tolere edilemez.
  • Cerrahi ve ameliyata bağlı riskleri vardır.
2.BRAKİTERAPİ- RADYOAKTİF ÇEKİRDEK YERLEŞTİRME
Brakiterapi yöntemi,  yaklaşık bir yıl boyunca prostat dokusunun içine yerleştirilen ve düşük dozda ışın veren iyot 125 radyoaktif çekirdekler ile kanserli dokunun yavaşça yok edilmesidir.  İdrar kaçırma gibi yaşam kalitesini olumsuz etkileyen sorunlara daha az yol açtığı ve cerrahi tedaviye benzeyen başarı yüzdesi uzun takiplerle tespit edilmiş olan bir tedavidir.
 
Tedavi,  kanser hücrelerinin radyasyona karşı normal hücrelerden daha fazla hassasiyet göstermesi esasına dayanır.  Her biri 4.5 cm uzunluğunda radyoaktif çekirdekler çevrelerindeki dokuya belirli bir dozda radyasyon yarar.  Bu çekirdekleri belirli mesafelerde prostatın her tarafına yerleştirerek,  prostata kanserli hücreleri yok etmek üzere gereken ölçülerde radyasyon verilmiş olunur.  Bu işlem doğrudan prostatın içerisinde gerçekleştirildiğinden çevredeki organ ve dokulara hiçbir zarar verilmemektedir.  Üroloji uzmanı ile radyasyon fizikçisi, bir ekip olarak bilgisayar bağlantılı 3 boyutlu özel bir ultrason kullanarak, bilgisayar tarafından işaretlenen tümörlü hücrelerin bulunduğu bölgelere çekirdekleri yerleştirir.  Tüm bu işlem yaklaşık birkaç saat sürer.  Hastanede kalış süresi birkaç gündür.  Hasta kısa sürede normal hayatına devam edebilir.

3.HORMON TEDAVİSİ
Hormon tedavisi tümörün prostat kapsülü dışına çıkarak tüm vücuda yayıldığı durumlarda kullanılır.  Cerrahi olmayan bir yöntemdir.  Burada amaç erkeklik hormonunu baskılayarak tümörün gelişmesini engellemektir.  Seksüel yaşamın sonlanması ve kardiyovasküler problemler gibi yan etkileri vardır.  Tedavi sonrası kanserin tekrarlaması olasıdır. 
Vücudun testosteron üretimini azaltmak için pek çok yöntem vardır:
 
  • TESTİSLERİN CERRAHİ OLARAK ÇIKARILMASI
Orşidektomi yani testislerin cerrahi olarak çıkarılması testosteron düzeyini etkin bir şekilde düşürür; ağrıyı, idrar yapma güçlüğünü ve prostat kanseri ile ilişkili diğer semptomları hafifletir.  Karşılaşılan yan etkiler arasında sertleşme problemleri ve sıcaklık basması gibi şikayetleri bulunmaktadır.
 
  • LH-RH ANALOGLARI
Yeni bir tedavi seçeneği, LH-RH anologları aylık olarak alındıklarında testislerden testosteron üretimini durdurmaktadır.  LH-RH anologu tedavisi ağrıyı, idrar yapma güçlüğünü ve prostat kanseri ile ilişki diğer semptomları rahatlamada  etkilidir.   Genelde,  LH-RH ANOLOGLARI hekimin muayenehanesinde ayda bir enjeksiyon şeklinde uygulanmaktadır.   LH-RH anologları ile tedavinin en sık karşılaşılan yan etkisi sıcaklık basmasıdır.  Bazı erkekler,  tedavinin ilk haftalarında üriner semptomlarında veya ağrıda geçici bir artış ile karşılaşabilir.  Diğer tedavi seçenekleri gibi,  LH-RH analogları da sertleşme sorununa yol açabilir.
 
  • KOMBİNASYON TEDAVİSİ
İlerlemiş prostat kanseri hastaları için başka bir tedavi seçeneği, bir LH-RH anologu ile günlük olarak ağızdan alınan bir hormon bloke edici ilaç kullanımını da içermektedir.
 
  • ÖSTROJEN TEDAVİSİ
Testisler tarafından testosteron üretimini azaltmanın başka bir yolu da dişilik hormonu olan östrojen almaktır. Östrojen,  erkeklik hormonu olan testosterona ters etki göstermek yoluyla işlev görür. Günde 1 ile 3 kez olarak tablet şeklinde alınır.  Testosteron düzeylerini azaltmada etkili olmasına karşın,  dişilik hormonu tedavisinin yan etkileri arasında şişkinlik, meme büyümesi ve hassasiyeti, mide rahatsızlığı, bulantı ve kusma bulunmaktadır.  Ek olarak,bu tedavi,  inme gibi  problemlere neden olabilir ya da bunları arttırabilir.

4.DİKKATLİ TAKİP (BEKLE-GÖR)
Bu tedavi alternatifinde amaç tümörün tedavi edilmeden yakından takip edilmesidir.  Kanseri vücudun başka yerlerine yayılmamış ve beklenen yaşam süresi kısa olan çok yaşlı erkeklere veya başka ciddi sağlık problemleri olan erkeklere tedavi önerilmeyebilir.  Böyle durumlarda düzenli aralıklarla durumun izlenmesi gerekir.

5.TERMAL TEDAVİ
Terrmal yani ısı tedavilerinde amaç yüksek ısı yoluyla hedef dokular tahrip edilmesidir.
HIFU (Transrectal High Intensity Focused Ultrasound) yüksek enerji içeren ultrason dalgaları tarafından üretilen aşırı ısı aracılığı ile dokuları tahrip eder.
Ultrason enerjisi rektuma sokulan bir prob vasıtasıyla prostata iletilir. Ultrason dalgaları rektal duvarı aşarak prostat dokusu üzerine odaklanırlar. Bu odaklanma işlemi sadece odak noktasında ısı artışına sebep olarak çevre doku ve organlara zarar vermeden yalnızca hedef bölgede dokuda tahribat oluşturur.
Bu cihaz özellikle lokalize prostat kanseri vakalarında kullanılmak üzere tasarlanmış bir cihazdır.
HIFU tedavisi yaklaşık 1-3 saat arasında sürer ve spinal aneztezi altında yapılır.
RFA (Radyofrekans Ablazyonu) da aynı şekilde prostata ultrason yardımıyla yerleştirilen özel iğneler aracılığı ile tahrip edici bir enerji göndererek prostattaki tümör hücrelerini ortadan kaldırmaya çalışır.
HIFU ve RFA nispeten yeni yöntemlerdir ve uzun vadeli sonuçları hakkında daha fazla bilgi gerekmektedir.
 
6.EKSTERNAL RADYOTERAPİ
Bu tedavi yönteminde yüksek enerjili radyoaktif ışınları direkt olarak prostat dokusuna iletilir.
Radyoterapi tedavisi anestezi uygulaması gerektirmez, hastalar 7 ila 8 hafta boyunca genellikle haftanın 5 günü düzenli olarak işlemin uygulandığı merkezlere giderek tedavi olurlar.
Dışardan radyasyon tedavisi 70 yaş üstündeki erkekler ile daha genç olup özel sağlık durumları nedeniyle ameliyat olamayacak hastalarda son derece başarılıdır.
Yorgunluk, cilt reaksiyonları gibi kendine özgü yan etkileri olsa da bu tedavi ameliyata bağlı yan etkilerden kaçınılmasını sağlar. Ancak radyasyon tedavisinde prostat alınmadığından tedavi ne kadar etkili olursa olsun bir miktar prostat dokusu mutlaka kalacaktır.


7. KRİYOTERAPİ
Kriyoterapi tedavisinde prostat dondurulur. Bu işlem 30 yıldan daha uzun süredir kullanılmakta olup artık Amerikan İlaç ve Gıda Dairesi tarafından da onaylanmıştır. Bununla birlikte bu tedavinin uzun dönemdeki sonuçları kesinlik kazanmamıştır.
Bu tedavide ultrason probları ile argon gazı ya da sıvı nitrojen kullanılarak prostat bezi ve çevresindeki dokular kontrollü bir şekilde dondurulur.
Prosedür anestezi altında uygulanır ve en az bir gece hastanede yatmayı gerektirir.