Böbrek Taşı

Sağlık Konularımız
BÖBREK TAŞI  İSTEMİYORSANIZ BOL SU İÇİN
Ülkemizdeki en yaygın sağlık problemlerinden olan böbrek taşları idrarda çözülemeyen ve atılamayan kristallerin bir araya gelmesiyle oluşur. Her insanda taş oluşma riski vardır. Taşlar sıklıkla 20 – 50 yaşlarında görülür ve 30’lu yaşlar hastalığın en sık görüldüğü yaş grubudur. Erkekler kadınlara göre 3 kat daha fazla taş hastalığı riski altındadır.   Böbrek taşları değişik kimyasal yapıda olabilir ve idrar yolunun çeşitli bölgelerine yerleşebilirler.  En sık görülen böbrek taşları kalsiyum taşlarıdır. Kalsiyum taşları sıklıkla okzalat veya fosfat ile birlikte bulunurlar. Daha az sıklıkla enfeksiyon taşları (magnezyum amonyum fosfat taşları) ve daha az oranlarda ürik asit ve sistin taşları görülür.   Taşlar böbrek çanaklarına (kaliks) ya da havuzuna (pelvis) yerleşebilir. Ayrıca üretra, idrar kesesi ve üreterde de bulunabilirler.

TAŞI OLUŞTURAN SEBEPLER NELERDİR?
Taşı oluşturan kesin neden bilinmemekle beraber risk faktörleri şunlardır:
  • İdrar yolu enfeksiyonu
  • Böbrekteki yapısal bozukluklar
  • Böbrek hastalığı olanlar (renal tübüler asidoz, kistik böbrek hastalığı...)
  • Beslenme alışkanlıkları
  • Yetersiz sıvı alımı
  • Sıcak iklim kuşağında yaşamak
  • Hiperkalsiüri, sistinüri, hiperokzalüri, hiperürikozüri
  • Bazı ilaçlar (asetazolamide, anti viral ilaçlar....)
  • Bazı bağırsak hastalıkları (inflamatuar bağırsak hastalığı...)
  • Genetik faktörler
  • Geçirilmiş bağırsak ameliyatları ( jejono ileal by-pass )
  • Metabolik hastalıklar (örn. Hiperparatiroidizm, gut hastalığı...)
TAŞLI HASTALARDA BULGULAR NELERDİR?
Üriner sistem taşlarının çoğu kendiliğinden düşme eğilimindedir. Bununla birlikte taşlar yıllar boyu hiçbir belirti vermeden böbrekte kalabileceği gibi böbrekten mesaneye geçişinde şiddetli ağrı da verebilirler.   En sık görülen yakınma ağrıdır.  Karakteristik ağrı, “böbrek koliği” diye adlandırılan ve böğür bölgesinden başlayıp öne doğru ilerleyen, kasık ve testislere de yayılabilen ağrılardır. Ağrı taşın hareket etmesine veya üriner sistemin tıkanmasına bağlı olarak gelişir.  İdrarda kan bulunması var olan bir taşın belirtisi olabilir.  Kan bazen gözle görülebilirken bazen sadece mikroskopik incelemede görülür.  Taşın yaptığı ağrıya bağlı olarak mide-bağırsak sistemindeki hareket azalması sonucu kişilerde bulantı-kusma gelişebilir. İdrar yapmada zorluk da yakınmalar arasındadır.  Sık sık ve az idrara gitme, sıkışma, mesanenin tam boşalmadığı hissi görülmektedir.  Ağrının en şiddetli olduğu dönemde bel kaslarında kasılma, bulantı ve kusma görülür. Hasta taş düşürüyorsa, taşın üreter kanalından geçerken yarattığı ağrı son derece şiddetlidir. Taş düşürüldükten hemen sonra hasta rahatlar ve ortaya çıkmış olan belirtilerin çoğu kaybolur. Belde hareketle artan kült ağrı ve dolgunluk hissi idrar yolunda sıkışmış, daha büyük bir taşın habercisi olabilir.  Burada unutulmaması gereken nokta özellikle bu taşların idrar yolunu tıkayarak ileri dönemlerde böbreklerde fonksiyon kaybına yol açabilmesi ve enfeksiyona neden olabilmesidir. 

ÜRİNER SİSTEM TAŞLARI NASIL TEŞHİS EDİLİRLER ?
Hastanın belirtileri ve kliniği genelde tanı koymaya yeterli olsa da taşın kesin tespiti için görüntüleme tetkiklerinden faydalanılır.  Bunlar;
  • Direkt Üriner Sistem Grafisi: Yatarak çekilen karın ve pelvik bölge grafisi
  • Ultrasonografi
  • İ..V.P (İlaçlı böbrek filmi)
  • Spiral üriner sistem komputer tomografileridir. Bazen kan analizlerine de ihtiyaç duyulur.
BÖBREK TAŞLARINDA TEDAVİ NELERDİR?
Böbrek taşların çoğu kendiliğinden düşme eğilimindedir. Tüm idrar yolu taşlarının yaklaşık 80’i ilaç tedavisi ile düşer. Taşın düşmesini etkileyen en önemli faktör taşın büyüklüğüdür. 4 mm’nin altında taşın düşmesi beklenirken 6 mm’nin üzerindeki taşlar‘a müdahale gereklidir. Ayrıca taşların şekli ve idrar yolundaki yerleşimide düşmeyi etkileyen önemli faktörlerdir.

TAKİP VE TAŞIN KENDİLİĞİNDEN DÜŞMESİ
Taşın bulunduğu yere ve büyüklüğüne göre müdahale yapmadan izleme karar verilebilir.  5mm den küçük taşlar genellikle kendiliğinden düşebildiği için dikkatli takiple değerlendirilirler. Ayrıca çeşitli ilaç tedavileriyle taşın düşme olasılığını arttırmak mümkündür.

ESWL (ŞOK DALGASI İLE TAŞLARI KIRMAK)
Bu tedavide amaç; vücut dışından verilen şok dalgasıyla odaklanılan noktadaki taşı kırmaktır. Kırılan parçaların kendiliğinden düşmesi beklenir.   ESWL bütün taşlarda başarı sağlayamaz. Başarı taşın cinsine, sertliğine, büyüklüğüne ve idrar yolunda yerleştiği yere göre değişir. Tek bir seansta kırılabilen taşlar olabileceği gibi tekrarlayıcı seanslara da ihtiyaç duyulabilir.
ESWL seansı sırasında rahatsızlık hissi ve ağrı duyulabilir. Bu nedenle tedavi öncesi ağrı kesiciler kullanılır. İşlem sonrasında çoğunlukla hastanede kalmaya ihtiyaç olmaz.

ENDOSKOPİK GİRİŞİMLER
Bu tedavide hastanın idrar yoluna kesi yapılmadan özel bir endoskopik aletle girilerek taş üreterde görüntülenir ve temizlenir. Hastaların çoğu aynı gün evlerine dönüp bir gün sonrada normal yaşamalarına dönebilirler.   Endoskopik cerrahi özellikle alt ve orta üreter taşlarında başarılıdır.

PERKÜTAN GİRİŞİMLER
Perkütan cerrahide hastanın sırt bölgesinde böbrek hizasına 0,5 - 1 cm boyutunda bir kesi yapılır. Röntgen kontrolü altında böbreğe iki ucu açık ince bir tüp yerleştirilir. Bu tüpten yerleştirilen optik cihaz yardımıyla taş video sistemi ile monitörde görülür ve özel aletler yardımıyla çıkartılır. Perkütan ameliyatının en önemli üstünlüğü vücut dokularının normal yapısının korunmasıdır. Bunun sonucunda iyileşme süreci hızlıdır. Hastalar ameliyat sonrası dönemi açık ameliyata göre çok daha rahat geçirmektedir ve genelde 2 - 3 günde taburcu edilerek günlük aktivitelerine hızla kavuşurlar.

ÇIK CERRAHİ
Bu klasik tedavi yönteminde hastanın taşı ameliyatla alınmaktadır.  İyileşme süresi diğer tedavilere göre daha uzundur.  Günümüzde özellikle endoskopik metotların gelişmesi açık cerrahinin eski üstünlüğünü kaybetmesine neden olmuştur. 
 
TAŞ  OLUŞUMUNU AZALTACAK ÖNLEMLER
Tekrarlayan böbrek taşı hastalarında yapılacak idrar ve kan analizlerinin yanında taşın kimyasal yapısının araştırılması, taş oluşumunu hızlandıran maddelerin belirlenmesinde önem taşır.  Buradan edinilen sonuçlarla kişilere diyet ve ilaç tedavisi  verilebilir, ileri dönemlerde taş hastalığının tekrarlama riski azaltılabilir.  Bununla birlikte ,  günlük 2 litre sıvı alımı, hayvansal protein alımının azaltılması,  tuz tüketiminin azaltılması, lifli bir diyetin tercih edilmesi,   taşın kimyasal yapısına göre verilebilecek diyete uygun beslenme rejimi  taş oluşumunu azaltabilecek diğer önlemler arasındadır.