30 Yaş Üzeri Türk Erkekleri ve Türk Kadınları Ne Soruyor?

Uluslararası Çalışmalarımızdan Bazıları
Sertleşme Erkek Kadar Kadınların da Sorunu
Aile Sağlığı Araştırma Derneği (ASAD) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Halim Hattat’ın Avrupa Üroloji Kongresi kapsamında yaptığı açıklamaya göre, sertleşme sorunu konusunda çiftlerin birbirleriyle konuşmaları çok önemli. Hattat, kadınların eşlerinin sorunlarına anlayış göstermeleriyle eşlerin daha kolay tedaviye yöneldiklerini, sorunların konuşulmaması durumunda ise hem erkek hem de kadının içlerine kapandıklarını ve tüm evlilik hayatının etkilendiğini anlattı.

Yapılan araştırmaların sonuçları ile ilgili açıklamalar yapan Prof. Dr. Halim Hattat, sertleşme sorununa çözümün çiftlerin diyaloğunda olduğunu belirterek şunları söyledi:
"Cinsel işlev bozukluğu için erkekleri hekime başvurmaya teşvik eden en önemli faktör eşleri. Araştırmalarımızda kendilerinde sorun olan 10 erkekten sadece 1’inin tedaviye başvurduğunu, bu kişilerin de büyük kısmının tedaviyi devam ettirmediğini görüyoruz. Dünyada 150 milyon erkeğin karşı karşıya bulunduğu bu sorunun dile getirilmesi tabu olmaktan çıkmalı. Ereksiyon sorununun temelinde olabilecek şeker hastalığı, yüksek tansiyon, damar hastalıkları, depresyon gibi faktörlerin incelenmesi ve doğru tedavinin bu sebebe uygun verilebilmesi için kadınların partnerleriyle konuşabilmeleri çok önemli."

"İlaçla tedavi hekim kontrolünde olursa daha sağlıklı"
Toplantı sonunda basın mensuplarının sorularını cevaplayan Prof. Dr. Halim Hattat, "Sertleşme sorununun çözümüne yönelik çok etkili ilaçlar mevcut. Sildenafil, Vardenafil, Tadalafil grubu bu ilaçlar sadece etki ve sonuç sürelerinde değişiklik gösteriyor. Yalnız bu ilaçların hekim tavsiyesi ve kontrolünde alınması çok önemli" dedi.

Hekime danışmadan ilaç alanların büyük bir kısmının ilaç etki göstermeyince depresyona girdiğini kaydeden Hattat, "Oysa bu ilaçlar, doktor tavsiyesinde ve onun önerdiği şekilde kullanıldığında yararlı olan ilaçlardır" dedi.

Hattat, bilgi hattını daha çok gençlerin aramasının da kendilerini şaşırttığını söyledi. Erkeklerde en büyük sorunların başında erken boşalma ve sertleşme ve isteksizlik sorunlarının geldiğini belirten Hattat, kadınlarınsa en büyük sorununun vajinismus, orgazm ve cinsel isteksizlik olduğunu belirtti.

Aile Sağlığı Araştırma Derneği Araştırması: Türk Kadının Orgazm Üzerine 5 Şehir Efsanesi
Aile Sağlığı Araştırma Derneği’nin 2400 kadında yaptığı son internet araştırmasında kadınların cinsel konularla ilgili bilgisizliği ve şehir efsaneleri ortaya çıkıyor. Aile Sağlığı Araştırma Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Dr Ece Hattat’ın yürüttüğü 2011 Mart-Ağustos ayları arasında yapılan araştırma kapsamında internet üzerinden 43 adet kadın cinselliği ile ilgili soruları yanıtlayan katılımcıların cevapları orgazm üzerine en önemli 5 şehir efsanesini ortaya koyuyor.

YANLIŞ 1: CİNSEL TATMİN İLE İLİŞKİNİZİN HİÇ İLGİSİ YOKTUR
Çok şiddetli bir kavga ettikten sonra tutkulu bir şekilde sevişmeyi seven bir çiftseniz ve bundan memnunsanız bir problem yok. Ancak çoğu zaman ilişki sorunları cinsel yaşamı yakından etkiler. Birbirlerine yakın, bağlı ve mutlu çiftlerin, anlayış ve sevgi üzerine kurulu beraberliklerin kaliteli bir cinsellik için daha fazla şansı vardır. Eğer cinsel yaşamınızdan mutlu değilseniz, bunun ilişkinizdeki diğer sorunlardan kaynaklanabileceğini unutmayın. Bu durumda önce ilişkinizi düzeltmeli, sonra cinsel yaşamla ilgili adımlar atmalısınız.

YANLIŞ 2: ORGAZM HER ZAMAN MÜKEMMEL BİR HİSTİR
Orgazm genellikle yoğun zevk veren bir his olsa da, bazen kadınlar orgazmla birlikte cinsel ağrı hissini de yaşar. Bu durum özellikle menopoz sonrasında meydana gelen hormonsal değişimlerden kaynaklanır. Özellikle hormonsal eksiklik yaşayan kadınlarda orgazma eşlik eden vajina ve rahim kasılmaları, ağrı yaratabilir. Bu durumda, mümkünse, hormonsal eksikliğin durumunu tespit etmek ve gerektiğinde hormon yerine koyma tedavilerinden yararlanmak yardımcıdır.

YANLIŞ 3: HEDEF AYNI ANDA ORGAZM OLMAKTIR
Günümüzde pek çok insan, cinsellikle ilgili bilgilere internet ve televizyon aracılığıyla ulaşıyor. Siz de filmlerde, her iki partnerin de orgazmı aynı anda yaşadığını izlemiş olabilirsiniz. Ancak bu durum zannettiğiniz kadar sık yaşanmaz. Hem anatomik ve fizyolojik farklılıklar, hem de her bireyin uyarılma eşiğinin farklı olması bu duruma yol açar. Birçok çiftin cinsel yaşamında, partnerler tek, tek ayrı zamanlarda orgazma ulaşır. Ayrı zamanlarda orgazma ulaşmanın hiçbir eksik ya da yanlış tarafı yoktur. Hatta bazı çiftler tek tek orgazma ulaşmayı daha kolay bulurlar. Bazı partnerler de eşlerinin orgazma ulaşmasını izlemekten keyif alırlar. Bu nedenle kendinize yorucu hedefler belirlemeyin. Unutmayın, cinsellik bir yarış, orgazm da varılması gereken bitiş çizgisi değildir.

YANLIŞ 4: MENOPOZ SONRASI ORGAZM OLMAK GÜÇLEŞİR
Menopoz sonrasında orgazm olmak güçleşmez. Tam tersine birçok kadın ilerleyen yaşlarda daha yoğun ve uzun orgazmlar yaşadığını belirtiyor. Bunun nedeni ilerleyen yaşla beraber kadınların vücutlarını daha iyi tanıması, kendilerine neyin zevk verdiğini daha iyi bilmesi ve partnerlerine istek ve arzularını daha rahatlıkla ifade edebilmesidir. Birçok kadın cinselliğe ilk adım attıkları gençlik döneminde bu rahatlığa sahip değildir. Özellikle partner tarafından yanlış değerlendirme korkusu, yanlış cinsel bilgiler ve cinsellikle ilgili olumsuz şartlanmalar genç kadınların vücutlarını araştırmalarını zorlaştırır. Ancak menopoz sonrasında bu tip endişelerde bir rahatlama yaşanır. Ancak her kadın menopoz sonrasında düzenli ve kolay orgazma ulaşacak diye bir kaide de yoktur. Her yaş döneminde olduğu gibi, menopoz sonrasında da ısrarcı şekilde devam eden orgazm probleminde, sorunun fizyolojik ve psikolojik alt yapısı incelenmelidir. Ayrıca partnerle olan ilişkinin kalitesi, ilişki çatışmaları, gündelik hayata dair stresler, geçmiş cinsel deneyimler ve geçmiş ilişki öyküsü de araştırılmalıdır.

YANLIŞ 5: ORGAZM ANCAK GECE YAŞANIR
2007 yılında Amerikan Uyku Derneği tarafından yapılan bir araştırmaya göre, kadınların büyük bölümü, yatağa gitmeye bir saat kala büyük bir koşuşturmaca içinde oluyor. Temizlik, bulaşık, yemek pişirmek, televizyon izlemek, internette dolaşmak, aile aktiviteleri ile meşgul olmak gibi birçok işi, uyku öncesindeki bir saate sığdırıyor. Dolayısıyla kadınların çoğu yatağa yattıklarında hemen uykuya dalmayı arzuluyor. Tabii ki, günlük koşuşturmaca ve yorgunluklarla baş etmeye çalışırken, uyku önemli bir enerji deposu haline gelir. Kaliteli bir gece uykusu, yorgunluk ve bitkinlik hislerini azaltır, hayat kalitenizi ve cinsel fonksiyonlarınızı olumlu etkiler. Ancak eğer amacınız partnerinizle cinsel açıdan yakınlaşmaksa, yatağa yorgun ve bitkin gitmemenizde fayda var. Akşam saatlerinde yatmadan önceki saati kendinize ayırın ve dinlenin. Gerekirse, ılık bir duş alın. Partnerinizle odanıza erken çekilip biraz sohbet edin ve ön sevişmeye vakit yaratın. Hem zihinsel hem de fiziksel olarak dinlenmiş durumda olmanız, cinsel isteğinizi arttıracak ve sizi cinsel yakınlaşmalara açık hale getirecektir.

KADIN CİNSELLİĞİ TEDAVİSİNDE EKİP ÇALIŞMASI ŞART
Cinsel Tıp Uzmanı Dr Ece Hattat kadın cinselliğinde doğru tanı koymak için multidisipliner bir takım anlayışı içinde cinsel tıp, androloji, üroloji, jinekoloji ve psikoloji bölümlerinin bir arada çalışmasının gerektiğinin altını çiziyor.

Kadın cinsel sorunlarında yapısal, damarsal, sinirsel, hormonal, metabolik, psikolojik sebepler ve hayat tarzı faktörleri bir arada inceleniyor. Orgazm sorunlarında da sorunun hormonsal, nörofizyolojik veya ilaçlara yada psikolojik problemlere bağımlı olarak mı oluştuğu ortaya çıkarılıyor. Beslenme düzeni, egzersiz seviyesi, sigara-alkol gibi alışkanlıklar, stres düzeylerini inceleniyor. Bazı psikolojik testler ve görüşmeler ile olayın psikolojik boyutuna bakılıyor. Tanı kesinleştirildikten sonra risk faktörleri azaltılıyor, altta yatan sağlık problemleri tedavi ediliyor. Amaç her zaman cinselliğin kalitesini, tatmin seviyelerini arttırmak dolayısıyla hayat ve ilişki kalitesini düzeltmektir. Kadının kendisine neyin zevk verdiğini öğrenmesi, kendi cinselliği ile barışık halde olması ve partneri ile iletişimde olması da tedavi açısından gereklidir.